Tanımadığım bir insan...

       Haziranın ilk haftasıydı. Havalar yeni yeni ısınıyordu. Beşiktaş ta sahildeki çay bahçesinde oturmuş zamanın geçmesini bekliyordum. Yapılacak birkaç işim vardı. Kafamda, işlerimin planlarımı yapıyordum. Aklıma geçen seneler ve anılar geldi. Burada ne kadar çok oturmuştuk. Yağmur veya kar bizi durduramazdı. Islanırdık, üşürdük ama yinede gelirdik. Sadece biz olurduk. Birde çay ocağında kalan abi... Oda bizi tanımıştı artık. Selamını eksik etmezdi. Kendimizi yabancı hissetmezdik. Sanki bir çay bahçesinde değil de arka bahçemizde çay içiyormuşuz gibi gelirdi. Şimdi mi? O abi gitmiş. Yerine gelenlerse, çay bahçesini tamamen kar amaçlı bir müessese haline getirmişler. Belki eskidende böyleydi ama bize daha sıcak geliyordu. İkide bir gelip önüne çay koymaya çalışıyorlar. Sanki ben bir bardak fazla içersem zengin olacaklar...

       Etrafıma bakıyordum. Denizi tamamen ezberlemiştim neredeyse... Bir anda karşı masadaki amcayı fark ettim. Yaşlı ve dalgın olan amcayı! Yaşları ellilere dayanmıştır herhalde. Elinde bir tane sigara, kilitlenmiş şekilde sigarayı çeviriyor. Bir eli sigaranın filtresinde, öbür eli tam ucunda sürekli olarak çeviriyordu. Gözleri ise yandaki tabureye kitlenmiş arada bir derin derin nefesler alıyordu... Hafif kırlaşmış saçları ve bir iki günlük sakalının altında dinç bir görünüşü vardı. Ne düşünüyordu acaba? Üzüntü mü, hayal kırıklığı mı, telaş mı, acı mı? Neydi acaba şu anda onu düşündüren. Belki normalde böyle birisidir. Belki dalgın birisidir. Ve akşam yediği yemeği hatırlamaya çalışıyordur? Beklide gençliğinin en ünlü şarkısının sözlerini çıkarmaya çalışıyordur. Belki... Yanında olması gereken kişileri düşünüyordur! Yılların ondan götürdüklerini? Belki hayat arkadaşını veya kardeşini? Belki hep onlarla gelirdi buraya... Aynı benim geldiğim gibi, gelip otururlardı buraya. Ve saatlerce sohbet ederlerdi.

       Hiç tanımıyordum. Aslında çokta merak etmediğimi fark ettim. Benim düşündüğüm kendimdi. Yıllar benden neler götürüyordu? Sevdiklerim, zaman onları götürünce ne olacak? Bende yalnız olarak gelecek miyim buraya? Oturup bir banka saatlerce denizin ve dalgaların sesini mi dinleyeceğim. Yoksa ben ilk gidenlerden mi olacağım! Aman ya! Ne fark eder. Gelen veya giden olmuşum ne fark eder. Önemli olan yalnız kalmak... Ne günlerim geçti buralarda hatırlıyorum. Sahilde, sandalların yanında sabahı beklerdik. Bazende Beşiktaş Kadıköy vapurunu.

       Saatin kaç olduğunu fark ettiğimde acele etmezsem geç kalacağımı fark ettim. Hemen fırladım. Paramı ödedikten sonra yola koyuldum. Hiç arkama dönmedim ama sanırım yaşlı amca bana bakıyordu. İçimde bir eziklik hissettim.

 

TAYFUN ULU
09-06-2002