Elma

      Bir çocuktan bahsetmek istiyorum. Küçük ve afacan bir çocuk. Ufacık elleri çamur içinde olan bir çocuk. Hayatı gereğinden önce tanımış bir çocuk. Belki bizim kendi çocukluğumuz. Hikayemin bir zamanı yok, zaten olması da gerekmiyor.
      Bu çocuk belki adı Yusuf belki de Can bununda önemi yok. Bu afacan hep kırmızı kocaman bir elması olsun istermiş . İstermiş istemesine ama ,hiçbir zaman bir elması bile olmamış. Soğuk akşamlarda sığındığı delikte ,bir köşeye büzülür rüzgarın sesini dinlermiş ve kocaman kırmızı elmasını hayal edermiş.
      Bir manavın önünden geçerken görmüş rüyalarına giren elmayı. Hemen tanımış, bu dünyada bu kadar kırmızı başka elma olamaz demiş. Kalın parmaklı eller elmaların içine dalmış ve birkaç elmayı ayırmış diğerlerinin yanından .Onları bir torbaya koymuş kalın parmaklı eller. Sonra birkaç elma daha ,bu sefer onun kırmızı elmasını da almış. Ve torbaya atmış. Kalın parmaklar uzatmış .İnce ve narin eller almış torbayı .Torbaya sarılmış ince ve narin eller. O sırada bir rüzgar esmiş ve narin el torbanın içine girmiş. Kırmızı büyük elmayla çıkmış dışarıya . Onu afacana uzatmış , hiçbir şey sormadan . Sanki anlamış eller o elmanın kime ait olduğunu aslında . Ufacık eller almış elmayı narin ellerden . O da hiçbir şey sormadan başlamış koşmaya . Hiç durmayacakmış gibi koşmuş.
      Sonra bir arsada bulmuş kendisini ,bu hayatında sahip olduğu en mükemmel şeymiş ; kırmızı büyük bir elma , süslermiş onun rüyalarını soğuk akşamlarda. Bir daha bakmış elmaya hayır bu sefer rüya değil , rüya değil diye bağırmış. Korkusundanmış bağırması ; uyanmaktan korkuyormuş .Hayatta sahip olduğu en mükemmel şeyi kaybetmekten korkuyormuş . Elmaya bakmış "evet" demiş . "Şimdi ne yapacağım bu elmayı" diye düşünmüş. Rüyalarında hep uyanırmış elmayı ellerine almadan. Yesem mi demiş? Yok olmaz .Yersem bir anda biter . Ve yine tek başıma kalırım. Bu seferki korku çok daha kötüymüş eskiden ,elmayı hayal ederken hiç gelmezmiş bu aklına, soğuk akşamlarda. Ya kaybedersem ! Ya geldiği gibi bir anda giderse ! Gözlerini kırpmaktan korkmuş . Gözlerini kapadığında geldiği gibi kaybolacağını sanmış.
      O akşam hiç uyuyamamış . Elindeki elmaya bakmış güneş yüzünü gösterene kadar. Sonra çıkmış dışarıya yapacakmış yapması gerekeni . Tüm akşam düşünmüş. Bir el ondan alabilirmiş kırmızı ve kocaman elmasını. Kim istemez böyle bir elmayı. Elindeki mendile sarmış elmayı son kez onu öptükten sonra ,Bakmış yukarıya ve başlamış tırmanmaya. Sonunda bulmuş doğru yeri, kocamam bir kuyu kazmış. Hayatındaki en mükemmel şeyi koymuş çukurun tam ortasına, sonra kapatmış çukuru. Artık o elmayı ,kimse alamazmış elinden. Yerini bilen yalnız kendisiymiş.
      Önemi olmayan zaman ilerlemiş. Bizim ufaklık ellerine bakmış bir gün ,artık elleri ufacık değilmiş Çünkü artık o ufaklık değilmiş. Onunda elleri büyümüş zamanla. Sıradan bir hayatı varmış . . İnce ve narin elleri olan sıradan bir eşi . Birde evde birkaç ufak el varmış, oradan oraya koşan. Her şey sıradanmış .Sıradan bir iş ,sıradan bir hayat .Tek mükemmel olan şey ,o kırmızı elmaymış hayatındaki. Hep onu düşünürmüş zor günlerinde .Ondan teselli alırmış. O sırf bana ait dermiş. Onu kimseyle paylaşmadım. Kimse kirletemedi o elmayı.
      Derken dayanamaz olmuş bu sıradan hayata . O beni yönetmemeli demiş. Ben terk etmeliyim bu hayatı , o beni terk etmeden. Bunu hayatımdaki en mükemmel şeyin yanında yapmalıyım demiş. O akşamda uyuyamamış .Elmayı aldığı günü düşünmüş. Hep hayallerindeki elmayı düşünmüş . Tek sıradan olmayan şeyi düşünmüş. Yine güneş göstermiş yüzünü.
      Elamın yanına tırmanmaya başlamış. Sesler duymuş uzaktan ,çocuk sesleri. Elmasını gömdüğü yere yaklaşmış. Seslerde artmış. Bir anda dona kalmış .Elmasını gömdüğü yerde , kocaman bir ağaç . Yeşil yapraklı bir ağaç. Büyük ve kırmızı elmaları varmış aynı rüyalarındaki gibi. Ağaçtaki elmalardan birine ufak bir el uzanmış. Zorlanmış elmaya ulaşmak için . Elmaya erişmiş sonunda , koparmış dalından elmayı ve minicik ağzıyla kocaman bir parça koparmış elmadan. Gözlerini kısmış ve yavaş yavaş çiğnemiş. Sonra yutkunmuş ve kırmızı kocaman elmayı göz açıp kapayıncaya kadar bitirmiş.


TAYFUN ULU